5 Ocak 2010 Salı

Bir Yilbasi Gecesi

efendiiim, bir yilbasinin daha sonuna gelmis bulunuyoruz. maceramizin bu bolumunde konuk sanatci kenan dogulu idi.

(alt baslik) kenan dogulu’lu yilbasi gecesi

hilton oteline varmazdan evvel, Y mansiyonunda adeta bir bayram nesesi vardi. cesitli karaoke ekipmaniyla eve gelen büyük cin bizleri cok sasirtmis, nesemize nese katmisti.Evin büyükleri bile karaoke’yi buyuk bir heyecanla karsilamisti. bir cirpida hazirlanan nesli ile bendeniz, yemeklerimizi de ayni hizda bitirip karaoke duzenini birer uzman edasiyla kurmaya yeltendik. cin’in ustun gayretleri sonucu kurulan duzen taksimiz gelende evde adeta bir nese pinari oluvermisti.

taksi… yilbasi telasi taksicimiz olan beyabiyi de fazlasiyla sarmis, onu KIA marka arabasini ‘kara simsek’ sanmaya itmisti. lakin hiz sinirlarinin zorlanmasi beraberinde trafik kurallari ihlali getirmekteydi, ki bu da bunyemi tedirginliklere surukleyedurdu. emniyet kemeri takalim, takmayanlari uyaralim.

varacagimiz mekana vardigimizda bizi bekleyen buyuk suprizin adi -evet dogru tahmin ettiniz- kalabalik idi. yiginlarin sevgilisi kenan dogulu, ve muhtesem boyutlara varan apaci toplulugu nesemize nese katti.lakin iceri tesrifimizle birlikte alkole yoneldik. hayal kirikligi oldu. 2300 ten once servis edilmemesinin bir sebebi olmali diye dusunurken, bari gidelim de burn bankosunu bulup onunde bekleseyazalim, servis basladigi zaman da muzigin ritmine daha bi uyabilmek icin damarlarimiza alkol zerkedelim ana temali dusuncelerle yola koyulduk. o yolculuk da tabii devasa salonun bir ucundan diger bir ucuna olarak tezahur etti. bize ayrilan bolumun sinirlarina cikmamiz gerekiyordu. localari ayakta bolumunden ayiran bariyerlerdeki guvenlik gorevlisinin bir acigindan faydalanip yeni ufuklara yelken actik. su sekilde gelisti: ustam burn bankosu ne tarafta? ha evet evet, ben bilmiyorum ama surdan gecip bi sorun bakayim… demesiyle birlikte localarla ic ice hale gelmemis an meselesi oluvermisti. nitekim guvenlik gorevlisinin bu asistini ustalikla gole cevirip, hem kendimize erkenden alkol temin ettik hem de localarda eglenen kalifiye tayfayla ozdeslesiverdik. bir kac klas manevrayla, ve ustumuze ustumuze gelen kalabaligin da yardimiyla, gorevli arkadaslardan da siyrilip hakettigimiz yere konuslandik. garsonlarla kose kapmaca oynarken cakirkeyif olup, nash-vodka ile elektronik muzigi daha bi icten yasadik. tahminlerime gore kenan dogulu 2345’te, olmadi 2354’te sahne alacakti.

dakikalar ilerledikce bu isin raconundan anlamayan guzel halkim -ki 10 dakikada bir gelen ‘icerde sigara icmeyin’ anonsuyla da tepkilerinin dozunu arttiran bir halk oluyor bu- kenan dogulu’yu yuhalayarak karsiladilar. adamin ne sucu var ki? peh.. derken muneccigimligimizi bir kere daha konusturup setlistin ilk iki sarkisini bilebildik. ben 2010’a cakkidi ile girecegimizi tahmin etmis bulunan bir insan olarak oldukca neseliydim. fakat nesem uzun surmedi, zira murphy’e gore bos bulunan en kral localardan birine kacak konuslandiysaniz, mekandaki en uzun abi sizin gorusunuzu maksimum engelleyebilegegi, hemen onunuzdeki locada konuslanir. bu sinemada da boyledir. ah murphy ah. uzun abinin yani sira ortayasli bir anne de cilginliginin doruklarinda koptukca kopuyordu. teyzeye cilgin dedik ama bize msn adresini verip cektigi resimlerimizi gonderme sozu verme derecesinde bi cilginliktan bahsetmekteyim. derken kravatima atilip bir cirpida cozdu ve guclu elleriyle omuzlarimi kavradi, bir eliyle agzindaki sigarasini cikartirken digeriyle de gomlegimin dugmelerini birer birer acti, sehvet ve ihtiras dolu bakiyordu… diyecegimi saniyorsaniz yanildiniz. bunun yerine bize telefonundan oglunun en abes resimlerini gostermekle yetindi. bize de allah bagislasin demek dustu. ki bunu dememe ihtimalimiz bile yoktu.’oldururum sizi, burdan sag cikartmam, bebegime iltifat edin ulan’ dercesine delici bakiyordu.

* * *

special n’ kaleminden devam...

dakikalar daha daha ilerlemis, saatler 02:00 yi buluvermisti. kenan’in performansindan hala soz etmedik…Kenan ın performansı için bkz: magazin haberleri.(Olayın bu kısmına kadar saniye dahi atlamadan baştan geçenin aktarıldığı detay ötesi yazıya biraz daha duruluk katma amacını taşıyorum.)

Aslında gece de murphy de kendi eğlencesine bakıyordu ki 345cm boyundaki abinin dans ederken eğildiğini, eğildikçe eğildiğini farkettik ve eğlencemize kaldığımız yerden devam ettik. Deniz'in “hiç de fena sayılmaz” diye tanımlanan kenan doğulu repartuarı beni çok etkilemişti.Ona eşlik etmeden duramadım ve kimi alkışlarımı ve bravolarımı kendisine ilettim. Kenan Doğulu yu ön görülerimiz sayesinde saat 2:15 civarında terk ettikten sonra, %67.3 ezilebilitemiz olduğu halde yine de ezilmeyip ilk taksiye atladık ve de eve döndük.

Evdeki hallerimiz ise, benim kafama yüzü tülle kapatan bir fesin,yanından iki beyaz örgü sarkan noel baba şapkasının da Deniz'in kafasına takılması, ve akabinde mikrofonu elimizden bırakmayışımız oldu. Bir o kadar güzel yılbaşı gecesini güzide parçalarla ikiye ve hatta üçe katlıyorduk. Yazık ki, -aynı zamanda bazı anlarda ne şanstır ki- fotoğraflarımız çekilmeden o geceyi geçirdik. Yukarıda sözü geçen annenin bize fotoğraf aktarma işinin Nash-vodka ile verilen fevri kararkar olduğunu anladığımız anda Deniz buraları çoktan terk etmişti..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder